Ads Top

Dört Duvardan İbaret Kocaman Dünyam!



Ev, iş/okul arasında kısır bir döngüye girmiş hayatım. Şikayetçi olamıyorum çünkü buna vaktim yok. Düşünmemem, oyalanmam için bana verilmiş görevler, sorumluluklar var. Onları bırakamam çünkü bunlar yapmak zorunda olmasam da yapmak zorunda hissettiğim görevler...

Az da olsa düşünecek vaktim olduğunda düşündüm bunları. Fakat bu düşüncelerimi anlattıklarım sorumluluktan kaçtığımı söylediler bana. Çünkü onların düşünecek vakti yoktu bunları. Daha mühim işleri vardı; mesela survivorda birinci kim olacak, bugün kim elenecek düşünceleri vardı akıllarında. Ben konuşamadım onlarla çünkü izlemiyordum, katılamadım sohbete. Sonra da futbol konuştular, kim kazanacak kupayı diye. Bana sordular hangi takımı tutuyorsun diye. Tutmuyorum dedim ısrar ettiler. Fenerbahçe dedim ama sorsan kalecinin adını bilmem. Kafamız uyuşmuyor kimseyle ne yapalım...

Gitmek istiyorum başka/yeni yerlere. Emekli olunca değil şimdi. Bu git gide zorlaşıyor çünkü. Bir kitapta şöyle bir cümle okumuştum: Kuş olup uçmak isterken, ağaç olup kök salıyoruz. Aynen de öyle değil mi?

Ev almak istiyoruz. Belki de akşam işten geldikten sonra en fazla dört saat oturup sonra da uyuyacağımız evler. Pahalı da tabi... Araba istiyoruz sadece hafta sonu kullanabileceğimiz.

Neyse, ne kadar ben istemiyorum desem de. Hepimiz istiyoruz bir şeyler. Sistem de isteklerimize karşılık bizden bir şeyler istiyor, bu da çoğu zaman özgürlüğümüz oluyor...

Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.