Ads Top

KÜTÜPHANEMİZ | CEMİL MERİÇ HALK KÜTÜPHANESİ | HATAY!

Merhaba, ben Ömer. 17 yaşındayım ve Hatay'da yaşıyorum. Diğer adıyla Medeniyetler Şehri. Yüzyıllardır tarihle haşır neşir olan bu il her inançtan, her görüşten insanları içinde barındırıyor. Herkes her görüşe saygı duyuyor. Burada Kiliseyle Cami bile yan yana. Bende bu güzel şehri yavaş yavaş anlatmak, tanıtmak istiyorum. Sempier Kilisesi'nden tutun da müzeleri, camileri, Samandağ denizini, Harbiye şelalelerini her yeri anlatmak istiyorum.

Bugün kütüphanemizden başlıyorum. Küçük güzel bir kütüphanemiz var ve bu kütüphanenin adı, Cemil Meriç İl halk Kütüphanesi.




Kütüphaneye girdiğimizde danışma, Atatürk tablosu, gençliğe hitabe ve bir kaç tablo görüyoruz.


İlk katta Gençlik kitapları bölümü var en sevdiğim ve vakit geçirdiğim bölüm burası.


Bana en çok hitap eden kitaplar burada. Eğlenceli romanlar, tarih kitapları ve kişisel gelişim kitapları bu katta. Bir kaç kitabı da şuraya koyuyorum.



Bu katta çocuk bölümü de mevcut. Çok takılmıyorum buralarda.


Son olarak bu katta anlatmak istediğim güzel bir tarih köşesi var, resimlerini şuraya bırakıyorum.





Defne Hikayesini Biliyor Musunuz?

Zeus’un oğlu Işık Tanrısı Apollon, ırmak kenarında genç ve güzel bir kız görür. Bu eşsiz güzelin adı Defne’dir. Apollon’un içinde arzular uyandırır. Onunla konuşmak ister. Fakat Defne, Işık Tanrısı’nın içinden geçenleri anlamıştır. Kaçmaya başlar. O kaçar, Apollon kovalar. Çapkın Tanrı bir taraftan “kaçma seni seviyorum” diye bağırır. Defne ise Tanrılarla sevişen kadınların başlarına neler geldiğini bildiği için korkuya kapılır ve kaçmaya devam eder. Apollon’a gelince, bu güzel periyi mutlaka yakalamak istemektedir. Aralarındaki mesafe gittikçe kısalır ve bir an gelir ki Defne, Apollon’un sıcak nefesini saçlarının arasında duyar. Artık kurtuluş imkanı kalmadığını anlayan Defne, birden durur ve ayağı ile toprağı kazıyarak şöyle bağırır:  -“Ey toprak ana, beni ört, beni sakla, beni koru.”  Bu içten yalvarış üzerine Defne organlarının ağırlaştığını, odunlaştığını hisseder. Olgun göğsünü gri bir kabuk kaplar, kokulu saçları yapraklara dönüşür, kolları dallar halinde uzar, körpe ayakları kök olup toprağın derinliklerine dalar, bir defne ağacı oluverir.  Bu manzara karşısında şaşıran Apollon, Defne’nin ağaç oluşunu hayret ve üzüntü ile seyreder. Sonra da sarılır ve sert kabukları altında hala çarpmakta olan kalbinin sesini duyar ve şöyle seslenir:  -“Defne, bundan sonra sen, Apollon’un kutsal ağacı olacaksın. O solmayan ve dökülmeyen yaprakların, başımın çelengi olacak. Değerli kahramanlar, savaşlarda zafere ulaşanlar, hep senin yapraklarınla alınlarını süsleyecekler. Şarkılarda, şiirlerde adımız yanyana geçecek.  Bu tatlı sözler üzerine Defne, dallarını eğerek Apollon’u saygı ile selamlar.  İşte bu öykünün geçtiği yer bugünkü Harbiye’dir.  Apallon teessür ve heyecan içinde o ağacı amblem olarak aldı ve parlak yapraklarından başına bir taç yaptı. İşte o zamandan beri şiir ve silah zaferi Defne dalı ile ödüllendirilir ve Defne’nin gözyaşları bugün hala Harbiye’de şelaleler meydana getiriyor.


Bir üst katta, sanat köşesi, teknoloji odası ve çalışma odası mevcut.


En üst ve aynı zamanda son kat ise okuma salonu, burası kitap ve masa sandalye dolu.


Bu kadar kalabalık olduğuna bakmayın herkes test çözüp ders çalışıyor, kitap okuyan en fazla 5 kişi var. Ben de kitapların arasıda geziyorum buralarda her türden kitap var. Klasik, şiir, tarih, roman ve kişisel gelişim.


Şuraya da bir kaç rafın resmini koyuyorum.



Bir de Orhan Pamuk kitabı buldum daha önce okumuştum yazarlık hakkında bir kitabı. Yazarlığı anlatıyor fakat teknik yönden değil. Kendi nasıl yazdığını nelerden esinlendiğini anlatıyor.


Son olarak da çıkarken buradan üyeliğimizle kitabı alıyoruz, bilgisayara giriyorlar.


Bizim kütüphane de böyle küçük tatlı bir kütüphanedir. Anlatmak istedim. Küçük olması çok sorun olmuyor çünkü pek kalabalık olmuyor, sadece ders çalışanlar burada. Geleceği yönlendirecek insanlar etrafları kitap dolu iken kafalarını teste gömmüş X'i arıyorlar ne yapalım. Arayın bakalım ama onu ararken çok şeyi kaybetmeyin.

Not: Fotoğraflar benim çekimim olup kullanılması dahilinde dava falan açmam, kullanabilirsiniz.

Nasıl olmuş anlatım? Okuyanlar da kendi şehirlerindeki kütüphaneyi veya şehirlerinin güzelliklerini anlatabilir mi? Ne düşünüyorsunuz anlatımım veya kütüphanemiz hakkında? Yorumlarınızı bekliyorum...

2 yorum:

  1. İnanmıyorum. Şu an çok duygulandımm gerçekten. Ben de aslen Hatay'lıyım. Yani Hatay'lıyım asleni falan yok. Ve bu kütüphaneye hiç gitmemiştim.. Seninle tanıştığıma çok sevindim gerçekten.. Ailemi ve memleketimi özlediiimm..😔😔😂😂😂

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de sizinle tanıştığıma çok sevindim. Gerçekten de özlenecek bir şehir burası =)

      Sil

Blogger tarafından desteklenmektedir.